Bugün evimizde, ofisimizde, dost meclislerinde veya sabah kahvaltılarında bardağımızı dolduran o sıcacık içeceğin, binlerce yıllık devasa bir tarihe sahip olduğunu hiç düşündünüz mü? İstatistiklere göre sudan sonra dünyanın en çok tüketilen içeceği açık ara farkla çaydır.
Her gün küresel çapta milyarlarca bardak çay tüketilmektedir. Ancak bu eşsiz bitkinin Çin’in mistik dağlarında başlayan yolculuğu, zamanla savaşlara, ticaret yollarına, imparatorlukların kaderine ve nihayetinde bugün "kalite" denildiğinde akla ilk gelen Seylan çay (Ceylon tea) efsanesinin doğuşuna kadar uzanır.
Bu yazımızda, sadece bir içecek olmanın çok ötesine geçerek bir kültüre dönüşen çayın tarihçesini keşfedecek, Hint Okyanusu'nun gözyaşı damlası olarak bilinen Sri Lanka'nın o bereketli yamaçlarında Seylan çayının nasıl dünya lideri konumuna yükseldiğini adım adım inceleyeceğiz.
Çayın keşfi, tarihi belgelerden çok efsanelerle iç içe geçmiştir. En bilinen Çin efsanesine göre, M.Ö. 2737 yılında Çin İmparatoru ve yetenekli bir şifacı olan Shen Nung, bir ağacın altında dinlenirken hizmetkarları onun için su kaynatıyordu.
Bu sırada hafif bir rüzgar eserek Camellia sinensis (çay ağacı) yapraklarını kaynayan suyun içine uçurdu. Su, altın rengi bir tona büründü ve etrafa muhteşem bir koku yayıldı. İmparator bu yeni içeceği tattığında, ona verdiği zindelik ve ferahlık hissine hayran kaldı. İşte çay, efsaneye göre böyle doğdu.
Yüzyıllar boyunca Çin’de tıbbi bir bitki ve şifa kaynağı olarak tüketilen çay, zamanla Tang Hanedanlığı döneminde (M.S. 618-907) günlük bir içecek haline geldi.
"Çay Klasikleri" (Ch'a Ching) adlı ilk kapsamlı çay kitabı da bu dönemde yazıldı. Çin’den Japonya’ya Budist rahipler aracılığıyla taşınan çay, burada da büyük bir saygı görerek "Çay Seremonisi" (Chanoyu) adı verilen sanatsal bir ritüele dönüştü.
Dünyanın en çok tüketilen içeceği unvanını almasında Avrupa'nın çayla tanışması kritik bir dönüm noktasıdır. 16. yüzyılın sonlarında Portekizli tüccarlar ve misyonerler aracılığıyla Avrupa’ya ulaşan çay, asıl büyük patlamasını 17. yüzyılda Hollandalılar ve İngilizler sayesinde yaşadı.
Özellikle İngiltere'de Kral II. Charles'ın eşi Portekizli Prenses Catherine of Braganza'nın çay içme alışkanlığını saraya taşımasıyla, çay bir anda aristokrasinin ve zenginliğin sembolü haline geldi.
İngiliz Doğu Hindistan Şirketi (East India Company), çay ticaretinin tekelini eline alarak Çin'den tonlarca çay ithal etmeye başladı. Ancak Çin'in çay karşılığında sadece gümüş kabul etmesi, İngiltere ekonomisini zorlamaya başladı. Bu durum, tarihteki ünlü Afyon Savaşları'na zemin hazırladı.
Yaşanan krizler, İngilizleri Çin çayına alternatif bulmaya itti ve böylece çay tohumları Hindistan'a (Assam ve Darjeeling bölgelerine) gizlice kaçırılarak burada devasa plantasyonlar kuruldu. Ancak asıl mucize, hiç beklenmedik bir adada, bambaşka bir krizin sonucunda filizlenecekti.
Bugün çay gurmelerinin vazgeçilmezi olan, yoğun dem tutma kapasitesi ve narenciye notalarıyla bezenmiş eşsiz Seylan çay, aslında devasa bir tarım felaketinin küllerinden doğmuştur.
1860'lı yıllara kadar o dönemki adıyla Seylan (bugünkü Sri Lanka), dünyanın en büyük kahve üreticilerinden biriydi. Adanın tüm ekonomisi kahve üzerine kuruluydu. Ancak 1869 yılında, "kahve pası" (Hemileia vastatrix) adı verilen ölümcül bir mantar hastalığı adadaki tüm kahve ağaçlarını hızla yok etti. İngiliz plantasyon sahipleri iflasın eşiğine gelmişti.
Tam bu karanlık dönemde, adada görev yapan İskoçyalı bir botanikçi ve yenilikçi bir vizyoner olan James Taylor sahneye çıktı. Taylor, 1867 yılında Loolecondera adlı malikanesinde sadece 19 dönümlük bir alana, Hindistan'dan getirdiği çay tohumlarını ekerek küçük bir deneme yapmıştı.
Kahve endüstrisi çöktüğünde, adanın yegane kurtuluş umudu Taylor'ın bu çay fidanları oldu. Hızla tüm kahve tarlaları söküldü ve yerlerine çay fidanları dikildi.
Sri Lanka'nın ekvatora yakın ama yüksek rakımlı topoğrafyası, muson yağmurları ve sisli iklimi, çay bitkisi için dünyadaki en kusursuz koşulları sağlıyordu. Adada yetişen çaylar, Hindistan veya Çin çaylarından çok daha parlak bir renge, daha keskin bir aromaya ve daha diri bir karaktere sahipti.
Çok kısa bir süre içerisinde Londra çay borsasında rekor fiyatlara satılmaya başlandı. İşte böylece, dünyanın en saf ve en kaliteli çaylarından biri olan "Seylan Çayı" efsanesi doğmuş oldu.
Seylan çayını benzersiz kılan şey, sadece tarihsel arka planı değil, günümüzde hala sıkı sıkıya bağlı kalınan üretim felsefesidir.
Mükemmel Terroir (Coğrafi Özellikler): Sri Lanka'nın Dimbula, Uva ve Nuwara Eliya gibi yüksek rakımlı bölgelerinde yetişen çay yaprakları, yavaş olgunlaşır. Bu yavaş büyüme süreci, yaprağın aromatik yağlarını maksimum seviyeye çıkarır.
El İşçiliği ile Hasat: Dünyanın pek çok yerinde çay hasadı makinelerle yapılırken, birinci sınıf bir Seylan çayında yapraklar "iki yaprak, bir tomurcuk" kuralına sadık kalınarak tamamen elle toplanır. Bu, sadece en taze ve en kaliteli yaprakların işlenmesini sağlar.
Ortodoks Üretim Yöntemi: Seylan çayları, CTC (kes-kopar-kıvır) adı verilen fabrikasyon ve hızlı ezme yöntemi yerine, geleneksel Ortodoks yöntemiyle işlenir. Yapraklar bütünlüğünü koruyarak kıvrılır, fermente edilir ve fırınlanır. Bu da çayın demlendiğinde bulanıklaşmamasını, o meşhur berrak yakut rengini almasını sağlar.
Seylan çay, sahip olduğu o "brisk" (canlı, diri ve damakta iz bırakan) karakteri sayesinde dünya çapındaki ünlü çay harmanlarının (blend) ana omurgasını oluşturur. Ünlü English Breakfast veya Earl Grey çaylarının o tok içiminin arkasındaki gizli kahraman genellikle Seylan yapraklarıdır.
Ülkemizde ise özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde "kaçak çay" adıyla bilinen ve yıllardır büyük bir tutkuyla tüketilen çay kültürünün temelini, Sri Lanka'dan gelen kalın ve iri yapraklı Seylan çayları (özellikle BOP ve OPA türleri) oluşturur.
Geleneksel Karadeniz çayının yumuşaklığına, Seylan çayının o sert, aromatik ve çabuk demlenen yapısı eklendiğinde ortaya kusursuz ve vazgeçilmez bir Türk damak tadı çıkar.
Mutfaklarınızda bu kusursuz deneyimi yaşamak, misafirlerinize buram buram tarih ve emek kokan gerçek bir çay ikram etmek istiyorsanız, kaliteyi uzaklarda aramanıza gerek yok. Dünyanın en iyi plantasyonlarından özenle seçilmiş, aslan logolu orijinal seylan çay çeşitlerine doğrudan Sonsepet Çay kategorisi üzerinden ulaşabilir, damak zevkinize en uygun harmanı kolayca sipariş verebilirsiniz.
Seylan çayı siyah çay mıdır, yeşil çay mı? Sri Lanka'da az miktarda yeşil ve beyaz çay da üretilmesine rağmen, dünya çapında ün kazanan ve "Seylan çayı" olarak adlandırılan çay türü, %99 oranında fermente edilmiş, yüksek kaliteli siyah çaydır.
Seylan çayı nasıl demlenmelidir? Seylan çayı yüksek fırınlama derecesine sahip olduğu için suyu çok sever ancak uzun süre kaynatılmayı sevmez. Kaliteli, kireçsiz ve 90-95 dereceye kadar ısıtılmış suyun üzerine eklenerek porselen demlikte 10-15 dakika kadar demlenmesi, o muhteşem aromasını ve berrak rengini elde etmek için en ideal yöntemdir.
Seylan çayında kafein var mı? Evet, Seylan çayı siyah çay ailesinden olduğu için doğal olarak kafein (tein) içerir. Hatta yüksek rakımda yetiştiği için canlandırıcı etkisi diğer siyah çaylara göre bir miktar daha belirgindir. Sabah uyanmak veya gün ortasında zihni tazelemek için mükemmel bir alternatiftir.
M.Ö. 2700'lerde Çin'de rüzgarın savurduğu bir yaprakla başlayan bu serüven, yüzyıllar içinde kıtaları aşmış, imparatorlukları şekillendirmiş ve nihayetinde Sri Lanka'nın bulutlara değen tepelerinde dünyanın en çok tüketilen içeceğinin en kaliteli versiyonu olan Seylan çayını yaratmıştır. Bardağınızdaki her bir yudum, James Taylor'ın vizyonunu, muson yağmurlarının bereketini ve o çayı özenle toplayan işçilerin emeğini barındırır.
Siz de çay saatlerinizi sıradan bir alışkanlıktan çıkarıp binlerce yıllık bu lezzet mirasının hakkını vermek istiyorsanız, sofranızda orijinal ve kaliteli bir çaya yer açın. En taze, aroması en yüksek ve kalitesi tescillenmiş eşsiz çay çeşitlerini incelemek için Sonsepet.com'un zengin çay reyonunu hemen ziyaret edin. Tarihin süzgecinden geçerek fincanınıza ulaşan bu eşsiz lezzeti, sevdiklerinizle paylaşmanın tadını çıkarın. Afiyet olsun!
Elektronik Kategorisine Özel